Nafakanın Kaldırılması – Faceboookk ve Whatsapp Kayıtlarının Delil Kabul Edilebilmesi

Davacı nafaka yükümlüsü tarafından sunulan delillerin bir bölümünün hukuka aykırı olarak elde edilmiş olduğu, diğer delillerin ise hukuka aykırı bir şekilde yaratılmış olduğu gözetilerek, dosya kapsamındaki diğer delillerle de ispat edilemeyen nafakanın kaldırılması davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Birleşen nafakanın arttırılması davasında taraflarca bildirilen delillerin usulünce toplanması ve ulaşılacak sonuca göre istem hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile birleşen davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.

DEVAMI… “Nafakanın Kaldırılması – Faceboookk ve Whatsapp Kayıtlarının Delil Kabul Edilebilmesi”

Aldatılan Eş Manevi Tazminat Alabilir, Çocuklar Alamaz

 

ÖZET: Dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda mahkemece davalının açıklanan şekilde gerçekleşen eyleminden sorumluluğu kabul edilerek davacı eş yararına tazminata hükmedilmesi yerindedir. Ne var ki davacının kendi adına asaleten ve yaşı küçük çocuklarına velayeten açmış olduğu davada, mahkemece “eşe karşı yapılan haksız fiilden dolayı verilecek olan tazminatın aile kurumunun ayrılmaz bir parçası olan çocukları kapsaması gerektiği, aksi düşüncenin aile kurumunun bütünlüğü ile bağdaşmayacağı, aile kurumunun dağılmasının eşlere vereceği zararın çocuklara da yansıyacağı, çocukların yaşları dikkate alındığında davalının eyleminin çocukların kişilik haklarına da haksız saldırı niteliğinde olduğu” gerekçesiyle her iki çocuk lehine de manevi tazminata hükmedilmiş ise de; 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun ilgili maddesinde düzenlenen sorumluluğu genişletmek olanaksız olduğu gibi, çocukları bu kapsamda değerlendirmek söz konusu değildir. Yansıma yoluyla da manevi tazminat istenilemeyeceğinden çocuklar yönünden Özel Daire bozma kararına uyularak davanın reddine karar vermek gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

DEVAMI… “Aldatılan Eş Manevi Tazminat Alabilir, Çocuklar Alamaz”

Haksız Rekabet Davası

 

ÖZET: Davacının, davalı T. ile ortak olduğu ltd. şirket 12.2.1997 tarihinde, davalı anonim şirket ise 20.8.1997 tarihinde kurulmuş ve 9.9.1997 tarihinde ticaret siciline tescil edilmiştir. Bu tarihte davacı ile davalı T. evlidir ve davacı gerek limited şirket ortağı olarak gerekse T. ile evliliği dolayısıyla davalı anonim şirketin kurulmuş olduğundan haberlidir ve eşi T.’ın davalı şirkette yönetici olduğunu bilmektedir. Bu konuda önceden herhangi bir itirazda bulunduğunu belgelemeyen ve 10.12.1997 tarihinde boşanmasını müteakip 20.2.1998 tarihinde, anonim şirketin kurulmasından aylar sonra iş bu davanın açılmış olması iyiniyet kurallarına aykırı olup, davanın davalı anonim şirket yönünden tümden reddi gerekir.

DEVAMI… “Haksız Rekabet Davası”

Satım Sözleşmesinin Hukuka Aykırı Olması

 

ÖZET: Kaçak otomobilin ilk alıcısı F…Oto Kollektif Şirketi ile davacı arasında yapılan satım sözleşmesi konusu itibariyle hukuka aykırıdır. F……Oto Şirketi’nin kaçakçılık olayına katıldığına ya da bu durumu davacıya yapılan satış sırasında bildiğine dair dosyada hiçbir delil bulunmamaktadır. Şirket ve yetkilileri Ağır Ceza Mahkemesinde görülmüş davaya sanık olarak dahil değildir. Bu nedenle sözleşme geçersiz olduğundan ve araç müsadere edildiğinden iyiniyetli davacı alıcının, satıcı F…Oto Şirketi’nden satış bedelini, başka deyişle kaçak araç için ödediği 1.000.000 lira ile verdiği Mercedes arabasının satım akdinin kurulduğu tarihteki değerini geri isteyebilir. Başkaca tazminat hakkı yoktur. Bu yön gözetilmeden F…Oto Şirketi’nin dava tarihindeki Mercedes araba değeriyle sorumlu tutulması yasaya aykırıdır.

DEVAMI… “Satım Sözleşmesinin Hukuka Aykırı Olması”

İkinci Kadastronun Bulunması Halinde 10 Yıllık Hak Düşürücü Sürenin Uygulanamaması

 

ÖZET: Tapu iptali ve tescil davasında süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce resen iptal edilir. Bu nedenle orman kadastrosundan sonra yapılan kadastronun ikinci kadastro olması nedeniyle iptal edilmesi gerektiği, 10 yıllık hak düşürücü sürenin ikinci kadastronun bulunduğu hallerde uygulanamayacağı hususları gözetilerek, Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.

DEVAMI… “İkinci Kadastronun Bulunması Halinde 10 Yıllık Hak Düşürücü Sürenin Uygulanamaması”

İLK GECE BAKİRE OLMADIĞININ ANLAŞILMASI NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI

 

ÖZET: Dosya içeriği, toplanan deliller ve dinlenen tanık beyanlarından; özellikle davalı-davacı kocanın eşinin ilk gecede bakire olmadığını ileri sürerek evden ayrılmasını istediği, davacı-davalı kadının da ortak konuttan ayrıldığı, ancak davalı-davacı kocanın bu suretle eşine haksız suçlamada bulunduğu; buna karşılık davacı-davalı kadının evlendikten sonra da bir başka erkeğin fotoğrafını çantasında taşımaya devam ederek güven sarsıcı davranış içine girdiği, böylece evlilik birliğinin temelinden sarsılmasında tarafların eşit kusurlu olduğu anlaşıldığından, boşanmaya davalı-davacı kocanın davasının da kabulü suretiyle karar verilmesi gerekir.

DEVAMI… “İLK GECE BAKİRE OLMADIĞININ ANLAŞILMASI NEDENİYLE BOŞANMA DAVASI”

Kat İrtifakına Geçilmeden önceki Arsa Paylarının Korunması

 

ÖZET: Mahkemece uzman bilirkişiye denetime elverişli rapor düzenlettirilmek suretiyle, tarafların kat irtifakına geçilmeden önceki taşınmazdaki paylarının hangi oranda kat irtifakı oluşmasından sonraki arsa paylarına yansıması gerektiği saptanarak sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinen H.G.K.’nca da benimsenen Özel Daire bozma ilamına uyularak karar verilmesi gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırı olup, direnme kararı bozulmalıdır.

DEVAMI… “Kat İrtifakına Geçilmeden önceki Arsa Paylarının Korunması”

Hakaret Sebebiyle Boşanma Davası

 

ÖZET: Taraflar arasında ortak hayatı temelinden sarsacak derecede ve birliğin devamına imkan vermeyecek birlikte bir geçimsizlik mevcut ve sabittir. Olayların akışı karşısında davacı dava açmakta haklıdır. Bu şartlar altında eşleri birlikte yaşamaya zorlamanın artık kanunen mümkün görülmemesine göre, boşanmaya (TMK. md. 166/1) karar verilecek yerde, yetersiz gerekçe ile davanın reddi doğru bulunmamıştır.

DEVAMI… “Hakaret Sebebiyle Boşanma Davası”

Kadroya Geçmeden Önceki Çalışmaların Dahil Edilmesi

 

ÖZET: Mahkemece davacının kadroya geçirilmeden evvelki çalışmalarının çalışma süresine dahil edilmesi suretiyle derece ve kademesinin belirlenerek eğer var ise fark alacaklarının hüküm altına alınması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi isabetsiz olmuştur. O halde tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dosyadaki tutanak ve kanıtlara, bozma kararında açıklanan gerektirici nedenlere göre, Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bu nedenle direnme kararı bozulmalıdır.

DEVAMI… “Kadroya Geçmeden Önceki Çalışmaların Dahil Edilmesi”