Belirli Süreli İş Sözleşmesiyle Çalışan Öğretmenlerin Sözleşmesi Haklı Neden Olmaksızın Yenilenmezse Kıdem Tazminatı Hak Edileceği

ÖZET: Somut uyuşmazlıkta, sözleşmenin belirli süreli olarak yapılması kanuni düzenlemenin bir gereğidir. Aynı şekilde sözleşmenin yenilenmesi, sözleşmeyi belirsiz süreli hale getirmez. Bu tür sözleşmelerde, İş Kanunu’nun ilgili maddesindeki esaslı nedenin kendiliğinden mevcut olduğu kabul edilmelidir. Diğer taraftan, belirli süreli iş sözleşmeleri sözleşmenin niteliği gereği fesih ile değil, sürenin bitimi ile sona erdiğinden; belirli süreli iş sözleşmelerinde belirsiz süreli iş sözleşmelerine özgü bildirimli fesih yapılamaz. Somut uyuşmazlıkta; davacı, davalıya ait işyerinde, takip eden belirli süreli iş sözleşmeleri ile çalıştığından ve iş sözleşmesi işverence 19.08.2010 tarihinde alınan Yönetim Kurulu Kararına göre yenilenmediğinden, yenilememe yönündeki davalı iradesi haklı bir nedene dayanmadığından kıdem tazminatı talebinin kabulü gerekirken reddi isabetsiz olmuştur. Mahkemece bu husus gözetilmeden karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. DEVAMI… “Belirli Süreli İş Sözleşmesiyle Çalışan Öğretmenlerin Sözleşmesi Haklı Neden Olmaksızın Yenilenmezse Kıdem Tazminatı Hak Edileceği”

Üst Düzey Yöneticilerin Mesai Saatlerini Kendilerinin Belirlemesi Sebebiyle Fazla Mesai Talep Edemeyecekleri

ÖZET: Davacı işçi davalı işyerinde proje müdürü olarak çalışmış olup üst düzey yönetici vasfındadır. Yüksek ücret alarak görev yapan davacıya işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmediği, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla mesai ücreti talep edemeyeceğinden, Mahkemece fazla mesai ücret talebi reddedilmelidir. DEVAMI… “Üst Düzey Yöneticilerin Mesai Saatlerini Kendilerinin Belirlemesi Sebebiyle Fazla Mesai Talep Edemeyecekleri”

Ticari Kredilerden Kaynaklanan Davalarda Tüketicinin Koruması Hakkında Kanun’un Uygulanamayacağı

ÖZET: Davalı bankadan genel kredi sözleşmesi kapsamında ticari kredi kullanıldığı ve kredinin ticari/mesleki bir kredi niteliğinde bulunduğu, bu haliyle taraflar arasındaki sözleşmenin tüketici sözleşmesi niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır. Davada bankacılık işleminden kaynaklanan alacak talep edilmiş olup, bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları, ticari dava sayılacağından, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun’un uygulanmasını gerektirir bir husus yoktur. Bu itibarla, mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekir. DEVAMI… “Ticari Kredilerden Kaynaklanan Davalarda Tüketicinin Koruması Hakkında Kanun’un Uygulanamayacağı”

Mesken Niteliğine Sahip Taşınmazın Satın Alınmasının Tüketici İşlemi Niteliğinde Olduğu

Somut olayda; davacı dava konusu meskeni ,davalı … ve ….. ile yaptığı sözleşmeye binaen almış olup, 4/8/2003 tarihli satım sözleşmesi dosya arasında mevcut bulunmaktadır. Tapuda ise, mesken diğer davalı …..tarafından devredilmiştir. Burada davalılardan ….. satıcı yüklenici, davacının ise tüketici olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin de tüketici işlemi olduğunun kabulü gerekir. Bu noktada dikkate alınması gereken tarih dava tarihi olup, dava tarihi itibari ile uyuşmazlığa konu hususun 6502 sayılı Tüketici Kanununda açıkça yer alması karşısında davaya bakmaya Tüketici Mahkemesinin görevli olduğunun kabulü gerekirken davaya Genel Mahkeme sıfatı ile bakılması usul ve yasaya aykırıdır. O halde mahkemece, o yerde müstakil tüketici mahkemesi varsa görevsizlik kararı verilmesi, müstakil tüketici mahkemesi yoksa Tüketici Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi bozma nedenidir. DEVAMI… “Mesken Niteliğine Sahip Taşınmazın Satın Alınmasının Tüketici İşlemi Niteliğinde Olduğu”

Tüketici Kredisinin Teminatı Olarak Sözleşmede Hesaplara Bloke Koyma Yetkisinin Düzenlenmesinin Haksız Şart Sayılmayacağı

ÖZET: Taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesi ve taahhütname ile davacının davalı bankadan kullandığı kredinin teminatı olarak banka nezdinde bulunan tüm alacakları, mevduat ve bloke hesapları üzerinde hapis, mahsup ve takas etme yetkisini davalı bankaya verdiği açıktır. Banka bu yetkiyi davacının borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemediği takdirde kullanacaktır. Davacının bankadan aldığı kredi borcunu sözleşme şartlarına uygun olarak ödemesi gerekir. Ödememesi halinde kredi borcunun teminatı olarak bankaya sözleşmenin ilgili maddeleri gereğince yetki vermesinin haksız şart olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Zira davacı sözleşmenin her sayfasını ayrı ayrı imzalamış olup, serbest iradesi ile sözleşme şartlarına uygun olarak kredi borcu taksitlerinin bankadan aldığı maaşdan ödenmesi için muvafakatname verdiğine göre artık sözleşmenin söz konusu hükmünün müzakere edilerek kararlaştırılmadığı söylenemez. DEVAMI… “Tüketici Kredisinin Teminatı Olarak Sözleşmede Hesaplara Bloke Koyma Yetkisinin Düzenlenmesinin Haksız Şart Sayılmayacağı”