Avukatlık Ücreti Çok Değil Mi?

Avukatlara en sık sorulan sorulan birisi, avukatlık ücretinin çok olduğu, indirilmesinin mümkün olup olmadığıyla ilgilidir. Bu sebeple aşağıdaki ifadelerle birlikte her avukata benzer nitelikte sorular sorulmaktadır.

“Avukatlık ücreti çok değil mi?”

“Bir dilekçe yazarak bu kadar para mı alacaksınız?”

“Başka bir avukat çok daha az bir parayla bakabileceğini söyledi.”

 

Bu ve benzeri sorular her avukatın sıklıkla duyduğu ve yanıtlamak zorunda kaldığı sorulardır.

Avukatlık Kanunu’na göre avukat, yapılacak işin karşılığında müvekkiliyle serbestçe fiyat konusunda anlaşır. Söz konusu ücret, müvekkillere çoğu zaman fazla gelmekte, ve daha düşük bir bedelle hizmet veren avukatlar tercih edilmektedir.

Unutulmamalı ki; her sektörde ve her yapılan işte, ucuz ürün veya ucuz hizmet bulmak mümkün olup, serbest piyasada kaliteli hizmet almanın bedeli her zaman daha fazladır.

Rayicin altında iş yapan avukatlar, vergilerle ve büro masraflarıyla mücadele edebilmek adına takip edebileceğinden çok daha fazla iş almakta ve iş yükü altında her dosyaya gereken ilgiyi gösterememektedir. Dolayısıyla başlangıçta çok düşük ücretle avukat bulduğu için sevinen müvekkiller, sonradan avukatın yeterli uzmanlığı olmadığı, yeterince ilgi göstermediği, dosyalarıyla ilgilenmediği, telefonlara çıkmadığı yönünde şikayet etmeye başlamaktadır.

Her işin hakkının parasal olarak ödenmesi, o işi yapan kişiye motivasyon sağlar ve işin yerine getirilmesi adına gereken performansı gösterme dürtüsü aşılar. Ancak psikolojik olarak çok düşük bir fiyata iş kabul eden kişinin, hem masraflarını çıkartabilmesi hem de hayatını idame ettirebilmesi adına, sürümden kazanabilmek için taşıyabileceğinden çok yük yüklenmesi gerekmektedir. Hal böyle olunca, rayicin altında ve düşük bir fiyata avukatla anlaşan kişilerin, sonradan oldukça pişman olduklarını görmek mümkündür.

Öte yandan bir çok dava ve işin uzun yıllar sürmesi sebebiyle, verilecek paranın uzun yıllar süren bir iş karşısında çok da fazla olmadığı anlaşılmalıdır.  Örneğin 5 yıl sürecek bir dava içn avukat 10.000,00 TL istediğinde kişiler çok bulabilmektedir. Ancak istenen para verilecek hizmet süresine bölündüğünde, aylık 160 TL gibi bir paraya tekabül ettiği ortadadır.

 

Altınkan Avukatlık Bürosu olarak, dava ve diğer işlerde, verilecek emek ve harcanacak mesai beraber değerlendirilerek avukatlık ücreti hesaplanmakta, ve müvekkillere ödeme kolaylığı açısından taksitlendirme yapılabilmektedir.

Avukatlar Parasını Karşı Taraftan Alıyor mu?

Avukatlara en sık sorulan sorulan birisi, avukatın karşı taraftan para alıp almadığıyla ilgilidir. Bu sorunun amacı, avukatın zaten karşı taraftan para alacak olması nedeniyle müvekkilinden para istememesi gerektiği düşünüldüğü içindir. Bu sebeple aşağıdaki ifadelerle birlikte her avukata benzer nitelikte sorular sorulmaktadır.

“Davayı kazanınca karşı taraftan para alacaksınız. Benden para almasanız olur mu?”

“Hem karşı taraftan hem de benden mi para alacaksınız?”

“Avukat zaten karşı taraftan para alıyormuş. Bizden almamanız gerekmez mi?”

 

Bu ve benzeri sorular her avukatın sıklıkla duyduğu ve yanıtlamak zorunda kaldığı sorulardır.

Avukatlık Kanunu’na göre avukat, yapılacak işin karşılığında müvekkiliyle serbestçe fiyat konusunda anlaşır. Ancak anlaşılacak olan ücret, her sene yayınlanan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nden düşük olamaz.

Yine, davanın kazanılması halinde, karşı taraftan alınacak olan karşı vekalet ücretinin avukata ait olduğu, Avukatlık Kanunu’nda yazmaktadır.

Bu durumda, avukat davayı veya işi aldığında, müvekkiliyle olan anlaşması gereği ücretine hak kazanır. Eğer ortada bir sözleşme yoksa, söz konusu anlaşma Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’ne göre belirlenir. Bu anlaşma uyarınca ücret alması gereken avukat, söz konusu ücret üzerinden anlaşmaya bağlı olarak %18 KDV ödemek zorundadır. Ayrıca yine bu ücretin içerisinden kazanç dilimine göre %35’e kadar vergi ödemekle yükümlüdür.

Aynı şekilde dava olumlu şekilde sonuçlandığında, avukat bu kez de karşı vekalet ücretine hak kazanır. Bu ücret kanunen avukata ait olduğundan, avukat yine %18’lik KDV’yi ve %35’e varan gelir vergisini bu ücret bakımından da ödemek zorundadır.

Her iki ücret bakımından da makbuz kesmeyen ve vergi ödemeyen avukat, vergi kaçırmış sayılır. Dolayısıyla her iki ücret bakımından da avukat vergilerini ödemek zorundadır.

O halde avukat, KDV ve gelir vergisi bakımından ücretin neredeyse yarısını vergi olarak ödemekle yükümlüdür. Üstelik bu yükümlülük, hem kendi müvekkilinden alması gereken hem de davayı kazanması halinde karşı taraftan alacağı ücret bakımından geçerlidir.

Dolayısıyla bir avukatın sadece karşı taraftan alınacak ücretle iş kabul etmesi mümkün değildir. Nitekim, Vergi Dairesi tarafından kanunen müvekkilinden de para aldığı düşünülecektir. Bu durumda örneğin, 2.000,00 TL tutarında bir dava bakımından sadece karşı vekalet ücreti alacağını söyleyen avukatın, hem müvekkilinden 2.000,00 TL aldığı, hem de karşı taraftan 2.000,00 TL aldığı varsayılacak, avukat %18’lik KDV ve %35’e kadar varabilen gelir vergisi ödeyecektir. Bu durumda avukat zaten 2.000,00 TL’yi aşan tutarda bir miktarı vergi olarak ödeyecektir.

O halde, avukatın sadece karşı taraf vekalet ücretiyle çalışması mümkün değildir. Avukat bu durumda tüm aldığı parayı vergi dairesine yatıracak ve üstüne emek ve mesai harcayacaktır.

Sadece karşı taraf vekalet ücretiyle çalışacağını beyan edip, müvekkiliyle bu yönde anlaşan avukatların dahi, arada bu şekilde sözleşme olsa bile, kanunen her iki bedeli almaya da hakları olduğu için, sonradan her iki bedel bakımından kendi müvekkillerine icra takibi yapmaları mümkündür.

Görüldüğü üzere sadece karşı taraftan alacağı ücretle avukatın iş yapması mümkün değildir.

Öte yandan karşı taraf vekalet ücreti, sadece  davanın kazanılması durumunda hak kazanılan bir ücret olup, avukatı davayı kazanmaya motive eden bir unsurdur.

Davam Ne Zaman Biter?

Avukata en sık sorulan sorulardan biri davanın ne zaman biteceğidir. Bütün avukatlar müvekkillerinden sıkça bu ve buna benzer sorular duymaktadırlar:

“Davam ne zaman biter?”

“Dava kaç yıl sürer?”

“Dava neden bu kadar uzun sürdü?”

“Davam neden bitmiyor”

Bu soruların kesin bir cevabı yoktur. Her dosya kendi içerisinde diğerinden farklılık arz eder. Örneğin iki ayrı boşanma davasının bir tanesi 2 yılda bitebilirken, diğeri 5 yılda bitebilmektedir. Bunun bir çok nedeni mevcut olup, her dosyanın kendi içerisindeki yoğunluğu ve toplanması – incelenmesi gereken delillerin sayısı farklıdır. Bu nedenle davanın sonuçlanması bakımından başka dosyalarla kıyas yapılması mantıklı değildir. Dava dosyalarının sonuçlanmasının uzun sürmesi, çoğunlukla avukattan kaynaklanmayan sebeplerledir.

Örneğin; dosyada bazı delillerin bir türlü mahkeme tarafından getirtilememesi, dinlenmeyen tanık bulunması, dosyanın bilirkişiden dönmemesi gibi problemler, davaların uzamasına yol açmaktadır.

Örneğin duruşma günü hakimin izinli olması halinde, Türkiye’de mahkemelerin genel uygulaması, her iki tarafın vekilinden de mazeret dilekçesi alınarak duruşmanın ertelenmesi yönündedir.

Örneğin ilk duruşmaya girildiğinde, bir dahaki duruşma tarihinin 4 ay sonraya verildiğini, 4 ay sonra gidildiğinde ise hakimin o gün izinli olduğunu varsayarsak, ertelenen duruşma yine 4-5 ay sonraya verilecektir. Bu durumda ilk duruşmayla, hakimin izinli olması sebebiyle girilecek olan diğer duruşma arasında 8-9 aylık boşta geçen bir süre doğacaktır.

Aynı şekilde mahkeme hakiminin aynı dosya bakımından farklı tarihlerdeki 2-3 duruşmada daha izinli olduğu düşünüldüğünde, hiç bir şey yapılmadan uzun sürelerin kaybedilebileceği anlaşılacaktır.

Bu durumun çözümü için avukatın yapabileceği hiç bir şey olmayıp, Türkiye’de davalar bu ve benzeri nedenlerle uzun sürmektedir.

Öte yandan, her davanın belirli aşamaları mevcut olup, bir aşamadaki eksiklik bitmeden, diğer aşamaya geçilemez. O nedenle dosya taraflarından birine tebligat yapılamaması, taraflardan birinin ölümü halinde mirasçılarına ulaşılmak zorunda olması ve benzeri şekilde bir çok farklı durum, davanın uzamasına yol açar.

Bu nedenle bir davanın tam olarak ne kadar süreceğini söylemek mümkün değildir. Ancak dava konusu gereği gerçekleşecek olan aşamalar dikkate alınarak, avukatın tahmini bir süre söylemesi mümkündür. Ancak buna rağmen yukarıda sayılan ve avukatın elinde olmayan bir çok sebeple duruşmaların ertelenmesi ve davanın uzaması mümkündür.