Babalık davası, şahsa sıkı sıkıya bağlı bir hakkın kullanımı niteliğindedir. Davanın vekil eliyle açıldığı hallerde, vekile bu konuda özel yetki verilmiş olması gerektiğinden (HMK.m.74), duruşmaya katılıp beyanda bulunan davacılardan … ile … dışındaki davacılar… ve … adına babalığın tespiti başvurusunda bulunan Av. …’ın vekaletnamesindeki bu husustaki eksikliğin tamamlanması için uygun süre verilmesi veya davacı asiller …’un yapılan işlemleri kabul ettiklerini dilekçeyle mahkemeye bildirmelerinden, Daha fazla oku “Babalık Davasında Özel Yetkili Vekaletname Gerekir”
Gaiplik Kararı Verilirken Ölüm Hakkında Kuvvetli İhtimal İspatlanmalı
Dava, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 32. maddesine dayalı olarak gaiplik kararı verilmesi talebine ilişkindir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 32/1. maddesinde; ”Ölüm tehlikesi içinde kaybolan veya kendisinden uzun zamandan beri haber alınamayan bir kimsenin ölümü hakkında kuvvetli olasılık varsa, hakları bu ölüme bağlı olanların başvurusu üzerine mahkeme bu kişinin gaipliğine karar verebilir.” hükmü ile aynı Kanunun 35/2. maddesinde, ”Gaiplik kararı ölüm tehlikesinin gerçekleştiği veya son haberin alındığı günden başlayarak hüküm doğurur.” hükmü yer almaktadır.
Daha fazla oku “Gaiplik Kararı Verilirken Ölüm Hakkında Kuvvetli İhtimal İspatlanmalı”
Nafakanın Kaldırılması – Faceboookk ve Whatsapp Kayıtlarının Delil Kabul Edilebilmesi
Davacı nafaka yükümlüsü tarafından sunulan delillerin bir bölümünün hukuka aykırı olarak elde edilmiş olduğu, diğer delillerin ise hukuka aykırı bir şekilde yaratılmış olduğu gözetilerek, dosya kapsamındaki diğer delillerle de ispat edilemeyen nafakanın kaldırılması davasının reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Birleşen nafakanın arttırılması davasında taraflarca bildirilen delillerin usulünce toplanması ve ulaşılacak sonuca göre istem hakkında bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile birleşen davanın reddine karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
Aldatılan Eş Manevi Tazminat Alabilir, Çocuklar Alamaz
ÖZET: Dava, haksız eylem nedeniyle kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda mahkemece davalının açıklanan şekilde gerçekleşen eyleminden sorumluluğu kabul edilerek davacı eş yararına tazminata hükmedilmesi yerindedir. Ne var ki davacının kendi adına asaleten ve yaşı küçük çocuklarına velayeten açmış olduğu davada, mahkemece “eşe karşı yapılan haksız fiilden dolayı verilecek olan tazminatın aile kurumunun ayrılmaz bir parçası olan çocukları kapsaması gerektiği, aksi düşüncenin aile kurumunun bütünlüğü ile bağdaşmayacağı, aile kurumunun dağılmasının eşlere vereceği zararın çocuklara da yansıyacağı, çocukların yaşları dikkate alındığında davalının eyleminin çocukların kişilik haklarına da haksız saldırı niteliğinde olduğu” gerekçesiyle her iki çocuk lehine de manevi tazminata hükmedilmiş ise de; 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun ilgili maddesinde düzenlenen sorumluluğu genişletmek olanaksız olduğu gibi, çocukları bu kapsamda değerlendirmek söz konusu değildir. Yansıma yoluyla da manevi tazminat istenilemeyeceğinden çocuklar yönünden Özel Daire bozma kararına uyularak davanın reddine karar vermek gerekirken, önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Daha fazla oku “Aldatılan Eş Manevi Tazminat Alabilir, Çocuklar Alamaz”
İkinci Kadastronun Bulunması Halinde 10 Yıllık Hak Düşürücü Sürenin Uygulanamaması
ÖZET: Tapu iptali ve tescil davasında süresinde dava açılmadığı takdirde, ikinci defa yapılan kadastro, tapu sicil müdürlüğünce resen iptal edilir. Bu nedenle orman kadastrosundan sonra yapılan kadastronun ikinci kadastro olması nedeniyle iptal edilmesi gerektiği, 10 yıllık hak düşürücü sürenin ikinci kadastronun bulunduğu hallerde uygulanamayacağı hususları gözetilerek, Hazinenin davasının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.
Daha fazla oku “İkinci Kadastronun Bulunması Halinde 10 Yıllık Hak Düşürücü Sürenin Uygulanamaması”