Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve incelemeler hüküm kurmaya yeterli değildir. Mirasın hükmen reddine ilişkin olarak açılan davalarda, terekenin açıkça borca batık olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. İcra takibi sonunda aciz vesikası düzenlenmesi halinde terekenin borca batık olduğu kabul edilir. Aksi halde terekenin borca batık olup olmadığı, murisin malvarlığı bulunup bulunmadığının usulüne uygun olarak, bankalar, trafik tescil müdürlüğü, vergi daireleri, belediyeler, tapu müdürlüğü v.b. kurum ve kuruluşlardan sorulması, murisin alacak ve borçları zabıta marifetiyle de araştırılarak aktif malvarlığı ile takibe konu borç miktarı gözönünde tutularak aktif ve pasifinin tereddüde neden olmayacak şekilde belirlenmesi gerekir. Daha fazla oku “Aciz Vesikası Varsa Mirasın Hükmen Reddi İçin Başka Araştırmaya Gerek Yoktur”
Kişisel İlişki Düzenlenirken Ana Ve Baba Duyguları Tatmin Edilir
Kişisel ilişki düzenlemesinde çocuğun menfaatleri yanında analık ve babalık duygularının tatmini de esastır. Ortak çocuk … 2014 doğumludur. Mahkemece baba ile ortak çocuk … arasında; çocuk 4 yaşına gelinceye kadar her ayın birinci ve üçüncü hafta sonları yatısız olacak şekilde; çocuk 4 yaşını doldurduğunda ise her ayın birinci hafta sonları yatılı olacak şekilde kişisel ilişki kurulmuştur. Değişen koşullar, çocuğun yaşı ve eğitim durumu gözetilerek kişisel ilişki düzenlemesi ileriki yıllarda her zaman yeniden istenebileceğinden ortak çocuk … ile baba arasında kademeli bir şekilde ileriki yıllardaki ilişkinin ne şekilde gerçekleştirileceğinin belirlenmesi doğru olmamıştır. Ayrıca babanın 19.07.2016 tarihinde tutuklandığı ve hüküm özlü olarak cezaevinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Daha fazla oku “Kişisel İlişki Düzenlenirken Ana Ve Baba Duyguları Tatmin Edilir”
Basının Haber Verme Şekli ve Eleştiri Sınırlarının Kişilik Hakkına Saldırı Niteliğinde Olmaması
Tüm bu açıklamalar ışığında; dava konusu yazı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yayının güncel olduğu, kamu yararını amaçladığı ve kamuoyunu bilgilendirmeye yönelik olduğu, davacının kişilik haklarına saldırı niteliğindeki ifadelere yer verilmediği, haberin veriliş biçimi ve bütünlüğü çerçevesinde, kamuoyu gündemini uzun süre meşgul eden gezi olayları ve bu olaylar karşısında…Üniversitesi öğrencilerinin mezuniyet töreninde aldığı tutum değerlendirilerek basının haber verme hakkı ve eleştiri sınırları içerisinde haber yapıldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi doğru değildir. Kararın açıklanan nedenlerle bozulması gerekmiştir. Daha fazla oku “Basının Haber Verme Şekli ve Eleştiri Sınırlarının Kişilik Hakkına Saldırı Niteliğinde Olmaması”
Osmanlı Devleti’nde 1831 Öncesi Nüfus Kaydı Olmadığından Vakıf Evlatlığının Tespiti Davasının Reddedilmesi
Yazının devamında vakfın ikinci özelliğinin ise serbest vakıf olduğu, Devlete ait toprakların sadece padişahlar ve vezirler tarafından serbest olarak vakfedildiği, burada vakfedilen şeyin toprağın rakabesi veya tasarruf hakkı değil sadece vakıf sahada yaşayan kişilerden alınan vergiler olduğu, bu tür vakıfların gelirlerinin, Devlet bütçesinden karşılanması gereken hizmetlere ayrıldığı; serbest vakıflara timar ve mülk idarecilerinin (sancakbeyi, subaşı gibi) giremeyeceği ve vakıf bölgede teftişde bulunamayacakları, vergi toplayamayacakları; bu görevlerin tamamen vakfın mütevellisine bırakıldığı, Selâtin vakıflarında bu şekilde bir uygulamaya gidilmesinin sebebinin vakfı çeşitli müdahalelerden uzak tutmak olduğu anlaşılmaktadır. Bu açıklamalardan anlaşıldığı üzere ortada güçlü delil olmadığı gibi, bir an için var olduğu düşünülse dahi, aksi dosya içeriği ile kanıtlanmıştır. Daha fazla oku “Osmanlı Devleti’nde 1831 Öncesi Nüfus Kaydı Olmadığından Vakıf Evlatlığının Tespiti Davasının Reddedilmesi”
Vasi Atanması İstendiğinde Sebeplerle İlgili Delil Sunulması Gerekliliği
Somut olayda mahkemece, resmi sağlık kurulundan rapor alınarak ilgilinin akli durumu değerlendirilmiş, kısıtlı adayına ait tapu kayıtları dosya arasına alınmış ise de; Türk Medeni Kanunu’nun 406. maddesi yönünden herhangi bir araştırma ve değerlendirme yapılmamıştır. Hal böyle olunca yukarıda gösterilen yasal düzenleme karşısında; savurganlığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi iddiasına ilişkin olarak da taraflara delilleri sorulup gösterdikleri takdirde toplanarak tüm delillerin birlikte değerlendirmesi yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz araştırma ve eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir. Daha fazla oku “Vasi Atanması İstendiğinde Sebeplerle İlgili Delil Sunulması Gerekliliği”