İmar Kanununda Öngörülen İdari Başvuru Tamamlandıktan Sonra İdare Aleyhine Kamulaştırma Davası Açılabileceği

Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden dava konusu taşınmazın 07/12/2012 tarihinde Belediye Meclisince yapılan imar plan tadilatında dini tesis alanına dönüştüğü ve taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmıştır.27.11.2012 tarihinde açılan davada 20.08.2016 tarihli 6745 sayılı yasanın 34. maddesi ile mülga olan Kamulaştırma Kanununun geçici 6. maddesinin 10. fıkrasının 3. cümlesinin uygulanma imkanı bulunmadığı gibi, bu hüküm yerine 6745 sayılı yasanın 33. maddesi ile eklenen Kamulaştırma Kanununun EK 1. maddesinin birinci fıkrasındaki Daha fazla oku “İmar Kanununda Öngörülen İdari Başvuru Tamamlandıktan Sonra İdare Aleyhine Kamulaştırma Davası Açılabileceği”

Taşınmazın İmar Yenileme Alanında Bulunmasının Ortaklığın Giderilmesi Davası Açılmasına Engel Olmaması

TMK’nın 698/son maddesinde belirtilen “uygun olmayan zaman” TMK’nın 2. maddesindeki dürüstlük kuralına göre, her paydaşın çıkarları gözetilerek mahkemece belirlenir. (HGK 30.04.1976 gün, 463 E. 1998 K.) Somut olayda dava konusu taşınmazın yenileme alanında kalmış olması uygun olmayan zaman olarak değerlendirilemez. Kaldı ki dosya içerisindeki belge ve yazışmalara göre belediyece şu anda herhangi bir imar yenileme çalışması da yapılmadığı anlaşılmaktadır. Daha fazla oku “Taşınmazın İmar Yenileme Alanında Bulunmasının Ortaklığın Giderilmesi Davası Açılmasına Engel Olmaması”

Kira Sözleşmesinin Bulunmasının Ortaklığın Giderilmesi Davasına Engel Olmaması

paylı taşınmazın satış suretiyle ortaklığının giderilip mülkiyetinin değişmesi halinde kira ilişkisi doğrudan doğruya sona ermeyecek yeni malik 6100 sayılı Türk Borçlar Kanununun 351. maddesindeki hükümlere göre eskiden kurulmuş ilişkinin halefi olup kira müddetinin sonunu bekleyecek ya da ihtar ve ispat şartlarına uymak zorunda kalacaktır. Bu ilkeler gözetilmeksizin davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bu sebeple hükmün bozulması gerekmiştir. Daha fazla oku “Kira Sözleşmesinin Bulunmasının Ortaklığın Giderilmesi Davasına Engel Olmaması”

Mesken Niteliğine Sahip Taşınmazın Satın Alınmasının Tüketici İşlemi Niteliğinde Olduğu

Somut olayda; davacı dava konusu meskeni ,davalı … ve ….. ile yaptığı sözleşmeye binaen almış olup, 4/8/2003 tarihli satım sözleşmesi dosya arasında mevcut bulunmaktadır. Tapuda ise, mesken diğer davalı …..tarafından devredilmiştir. Burada davalılardan ….. satıcı yüklenici, davacının ise tüketici olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle Taraflar arasındaki hukuki ilişkinin de tüketici işlemi olduğunun kabulü gerekir. Bu noktada dikkate alınması gereken tarih dava tarihi olup, dava tarihi itibari ile uyuşmazlığa konu hususun 6502 sayılı Tüketici Kanununda açıkça yer alması karşısında davaya bakmaya Tüketici Mahkemesinin görevli olduğunun kabulü gerekirken davaya Genel Mahkeme sıfatı ile bakılması usul ve yasaya aykırıdır. O halde mahkemece, o yerde müstakil tüketici mahkemesi varsa görevsizlik kararı verilmesi, müstakil tüketici mahkemesi yoksa Tüketici Mahkemesi sıfatıyla yargılama yapılması gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi bozma nedenidir. Daha fazla oku “Mesken Niteliğine Sahip Taşınmazın Satın Alınmasının Tüketici İşlemi Niteliğinde Olduğu”

Yükleniciden Bağımsız Bölüm Devralan Üçüncü Kişinin İleriye Etkili Fesih Halinde Durumu

Somut olayda; sözleşmenin ileriye etkili biçimde feshine karar verildiği, feshin kesinleştiği tarihteki binanın getirildiği fiziki seviyenin %80 olduğu kesinleşen mahkeme kararı ile sabittir. Bunun anlamı, yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümlerde yüklenicinin %80 oranında pay sahibi olduğudur. Kısaca, ileriye etkili feshedilen sözleşme sebebiyle yükleniciye bırakılması kararlaştırılan bağımsız bölümlerin %80’i yükleniciye, işin getirilmiş olan seviyesine nazaran % 20 si ise arsa sahibine aittir. İleriye etkili feshin tasfiyesi bu sonucu gerektirir. Bu nedenle davanın reddi doğru değildir. Arsa sahibi ve yüklenici arasındaki inşaat sözleşmesi ileriye dönük olarak feshedildiği anlaşıldığından davacı adına %80 oranında pay tesciline karar verilebilir. Ancak bunun için de yüklenicinin savunmasında geçen bakiye bedelin ödenmediği ve takas def’i incelenerek satış bedeline mahsuben davacı tarafından yapılan ödemelerin değerlendirilmesi ve kabul edilecek %80 oranına göre satış bedeline göre oranlanması gerekir. Belirtilen yönlerden inceleme yapılarak neticesine göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden hükmün bozulması gerekmiştir. Daha fazla oku “Yükleniciden Bağımsız Bölüm Devralan Üçüncü Kişinin İleriye Etkili Fesih Halinde Durumu”